25 Ocak 2026 - Pazar

“İşiniz gücünüz rıv rıv” diyerek başlar her yaz…

Yayla şenliklerini küçümsemek yerine, Sisdağı başta olmak üzere bölgenin yaz ve kış turizmiyle nasıl kalkınabileceğini konuşmanın zamanı çoktan geldi.

Yazar - FATİH MUHCU
Okuma Süresi: 3 dk.
FATİH MUHCU

FATİH MUHCU

fatihmuhcu@hotmail.com - 05462369940
Google News

Yaz geldi mi yayla muhabbeti açılır. Gurbetçiler memlekete gelir, yaylalara çıkılır, belli tarihlerde şenlikler yapılır. O zaman da klasik sözler dökülür ortaya:

“Başka işiniz yok mu, işiniz gücünüz rıv rıv.”

 

Birileri de çıkar:

“Bizim işimiz gücümüz eğitim olmalı. Şalpazarı’nı eğitimden başka hiçbir şey kurtarmaz.” der.

 

O zaman ben de birkaç kelam edeyim.

 

Artık insanları kandırmak yerine, ileriye dönük işler yapmanın zamanı geldi.

 

Eğitim elbette çok önemli. Kimse eğitimi küçümsemiyor. Zaten okuyan çocuklar için herkes elinden geleni yapıyor. Dernekler burs veriyor, belediyeler destek oluyor, iş insanları sahip çıkıyor, üniversiteler burs imkânı sunuyor. Okuyan bir şekilde okuyor, meslek sahibi oluyor, kendi yolunu çiziyor.

 

Peki ya okumayanlar?

Herkes üniversite okumak zorunda mı?

Okumayan gençler ne yapacak, nereye tutunacak?

 

İşte asıl mesele burada.

 

Karadeniz’in birçok yerinde kar yokken, sahile en yakın dağlardan biri olan Sisdağı Yaylası’nda bir metreden fazla kar oluyor. Üstelik Karayolları ağı üzerinde olduğu için yollar çoğu zaman açık. Sosyal medyada görüyoruz; insanlar hafta sonu akın akın bu bölgeye çıkıyor.

 

Sisdağı Yaylası’nın yaz ve kış turizmine kazandırılması gerekiyor.

Bakın Uzungöl’e… İnsanlar akın akın geliyor.

Peki neden Sisdağı Yaylası’na gelmesin?

 

Sorun potansiyel değil, bakış açısıdır.

 

Uzungöl’de kar festivali yapılıyor.

Ayder’de kar festivali yapılıyor.

Peki hiç oralarda “işiniz gücünüz rıv rıv” eleştirisi duydunuz mu?

 

Duymazsınız.

Çünkü orada olaya ticari bakılıyor. Gelen insan para bırakıyor, esnaf kazanıyor, bölge kazanıyor.

 

Bizim de artık yazı ayrı, kışı ayrı güzel olan bu cennet memleketi doğru şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Turizmle, festivallerle, üretimle, istihdamla…

 

Sadece konuşarak değil; plan yaparak, çalışarak.

 

Bu işler bugün yapılmazsa, yarın çok geç olabilir.

 

İnsanlar bu tür şenlikler yapılsın, esnaf para kazansın, ekonomi canlansın diye dört gözle şenlik tarihlerini beklerken; biz hâlâ

“Başka işiniz yok mu?”

“İşiniz gücünüz rıv rıv”

deme derdine düşüyoruz.

 

Oysa bu şenlikler sadece eğlence değil;

bir esnafın kışlık borcunu kapatması,

bir gencin sezonluk iş bulması,

bir ailenin evine ekmek götürmesi demektir.

 

Bugün okuyup bir meslek sahibi olanların büyük kısmı da dönüp geriye bakmıyor. Nereden geldiğini, nasıl imkânlarla okuduğunu, o memleketin ona ne kattığını bile hatırlamıyor.

 

Ama herkes okuyamaz.

Okumayanlar için de bu memlekette bir yol, bir umut, bir geçim kapısı olmak zorunda.

 

Artık “ayıp”, “gereksiz”, “boş iş” demeyi bırakıp;

nasıl daha iyi yapılır, nasıl daha çok kazandırır, nasıl kalıcı olur diye düşünmenin zamanı geldi.

 

Çünkü kalkınma sadece sınıflarda olmaz.

Yaylada da olur, esnafta da olur, turizmde de olur, üretimde de olur.

 

Ve bu memleket, sadece konuşarak değil;

çalışarak, planlayarak ve fırsata çevirerek kazanır.

 

 

#
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları