Yeşil Sahada Liyakat İnfazı: Puan Tablosu Yalan Söylemez
Türk futbolu, son yıllarda uluslararası arenada alınan başarısızlıkların nedenlerini hep "sistem" kelimesinin arkasına saklıyor. . .

Ali Kılıç
-Yeşil Sahada Liyakat İnfazı: Puan Tablosu Yalan Söylemez, Tercihler Söyler!
Türk futbolu, son yıllarda uluslararası arenada alınan başarısızlıkların nedenlerini hep "sistem" kelimesinin arkasına saklıyor. Ancak asıl mesele sistemin kendisi değil, o sistemin içindeki adalet ve liyakat terazisinin bozulmuş olmasıdır. U19 Milli Takımımızın Kosova karşısında aldığı 3-1’lik mağlubiyet, sadece teknik bir skor değil; Anadolu’nun emeğine ipotek koyan bir zihniyetin iflasıdır.
Rakamların Haykırışı: Lider Dışarıda, Mağlup İçeride!
Önümüzdeki puan tablosu (U19 Elit Ligi) her şeyi tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Zirvede 53 puanla Trabzonspor oturuyor. Hemen ardından Göztepe, Samsunspor, Konyaspor ve Antalyaspor gibi Anadolu’nun köklü kulüpleri ilk 8’i domine ediyor. Futbolun evrensel yasası şudur: Forma, hak edene ve formda olana verilir. Ancak Milli Takım kadrosuna bakıldığında karşımıza çıkan manzara; ligin ilk 8 takımının yok sayıldığı, buna mukabil 9. sıradan başlayan ve puan cetvelinde çok daha gerilerde kalan İstanbul takımlarından devşirilmiş bir kadrodur. 38 puanlı, 33 puanlı, hatta negatif averajlı takımların oyuncuları "Milli" formayı sırtlarken, şampiyonluğa koşan Trabzonsporlu veya Göztepeli gencin evde oturması hangi spor etiğiyle açıklanabilir?
"3 Büyütülmüş" Lobi ve Kaybolan Nesiller
Geçmişte Fatih Tekke’nin 31 golle kralıyken milli takıma alınmaması, Gökdeniz Karadeniz’in başarılarının ancak "İstanbul süzgecinden" geçince takdir edilmesi, Onur Recep Kıvrak ve Uğurcan Çakır gibi devlerin performanslarının sürekli manipüle edilmesi tesadüf değildir. Bu, Türk futbolunu sadece üç kulübün hegemonyasına hapsetmek isteyen "İstanbul dükalığı"nın bir yansımasıdır.
Siz genç bir futbolcuya, "Ne kadar başarılı olursan ol, hangi kupayı kaldırırsan kaldır; eğer üç İstanbul takımından birinde oynamıyorsan Milli Takım kapısı sana kapalıdır" mesajını verirseniz, o gencin azmini öldürür, Türk futbolunun geleceğini de kurutursunuz.
Liyakatli Yönetim Tek Çıkış Yoludur
2 milyonluk Kosova’nın 85 milyonluk Türkiye’yi yenmesi tesadüf değildir. Onlar, liyakatle ve doğru kadro mühendisliğiyle sahadayken; bizler "ahbap-çavuş" ilişkileriyle, lobilerin baskısıyla kadro kuruyoruz. Teknik direktör koltuğuna oturan isimlerin liyakati değil, kimlerin referansıyla orada olduğu tartışıldığı sürece, tabela değişmeyecektir.
Sizin de her fırsatta vurguladığınız "Liyakatli Tekli Yönetim" modeli, futbol sahaları için bir lüks değil, zorunluluktur. Şehrine, kulübüne ve lobisine bakmadan; topun hakkını verene formanın hakkını teslim eden bir düzen kurulmadığı sürece, Türk futbolu yerinde saymaya mahkûmdur.
Son söz:
Balık bilmezse Hâlık bilir; Anadolu’nun o nasırlı elleriyle büyüttüğü gençlerin ahı, bu adaletsiz düzenin üzerinde kalacaktır. Milli Takım bir zümrenin değil, Türkiye’nin takımı olana dek bu haklı dava sürecektir.