Bugün 23 Nisan. Bir yanda "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir
Yaralı Bir Bayramın Gölgesinde: Güvenli Okul, Ahlaklı Nesil ve Büyük Türkiye İdeali

Ali Kılıç
-Yaralı Bir Bayramın Gölgesinde: Güvenli Okul, Ahlaklı Nesil ve Büyük Türkiye İdeali
Bugün 23 Nisan. Bir yanda "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyen iradenin gururu, diğer yanda okullarımızda yitirdiğimiz evlatlarımızın ve Ayla öğretmenimizin bıraktığı derin sızı. Şanlıurfa'dan Kahramanmaraş'a kadar uzanan bu acı silsilesi, bize şunu fısıldıyor: Çocuğunu koruyamayan bir toplum, geleceğini inşa edemez.
Güvenlik Sadece Kapıda Değil, Vicdanda Başlar
Okullarımızın fiziksel güvenliği, personel ve donanım eksikliği elbette kabul edilemez bir gerçektir. Ancak gerçek güvenlik, İmam Gazali’nin vurguladığı gibi kalbin terbiyesiyle başlar. Gazali der ki: "Çocuğun kalbi temiz bir cevherdir. O her şeyi almaya elverişli, yöneltilen her şeye meyillidir." Eğer biz o kalbi şiddetten arındırıp sevgiyle dolduramazsak, en yüksek duvarlar bile evlatlarımızı korumaya yetmeyecektir. Tıpkı Maçka’nın dağlarında vatanı için dimdik duran 15 yaşındaki Eren Bülbül gibi; çocuklarımıza hem cesareti hem de merhameti aynı anda aşılamalıyız. Eren’in o dev yüreği, bize korumamız gereken emanetin ne kadar kutsal olduğunu her an hatırlatmaktadır.
Üretim ve Maneviyat: Çift Kanatlı Eğitim
Merhum Necmettin Erbakan hocamızın her fırsatta dile getirdiği "Önce Ahlak ve Maneviyat" düsturu, bugün yaşadığımız toplumsal yozlaşmanın tek reçetesidir. Sadece test çözen değil; ailesini, atalarını, toprağını ve doğayı seven bir nesil, ancak üretim odaklı bir eğitimle mümkündür.
Bu noktada Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in uyarısı kulaklarımızda çınlamalı: "Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım." Bizler, Selçuklu ve Osmanlı’nın o köklü medeniyet tasavvurunu modern tekniklerle birleştirmek zorundayız. Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e verdiği "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" öğüdü, bugün okul koridorlarında ve memleketin her köşesinde hayat bulmalıdır.
Emanete Sahip Çıkma Sorumluluğu
23 Nisan, sadece törenlerle kutlanacak bir gün değil, bir muhasebe günüdür. Kaybettiğimiz Mustafa’ların, Zeynep’lerin ve "İyi ki varsın" dediğimiz Eren Bülbül’lerin vebali omuzlarımızdadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: "Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar." * Okul Yöneticileri: Yetkisiz ve imkânsız bırakılmamalıdır.
Öğretmenler: A4 kağıdı derdinden kurtarılıp, asli görevleri olan "insan yetiştirme" işine odaklanmalıdır.
Müfredat: Sadece bilgi yükleyen değil; merhamet, sanat ve doğa sevgisi aşılayan bir yapıya kavuşmalıdır.
Sonuç: Neşeli Okullar, Güçlü Yarınlar
Çocukların gülmediği, öğretmenlerin kendilerini siper etmek zorunda kaldığı bir düzende bayramlar buruktur. Bizim hedefimiz; Fatih Sultan Mehmet’in entelektüel derinliğiyle, Yunus Emre’nin sevgisini harmanlayan bir nesil yetiştirmektir.
Bu vatanın çocukları; okuluna giderken korkuyla değil, bir çiçek bahçesine girer gibi neşeyle girmelidir. Şehit olan evlatlarımıza, Ayla öğretmenimize ve vatanın yiğit evladı Eren Bülbül’e Allah’tan rahmet diliyorum.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun; ancak bu bayram, aynı zamanda adaletin, üretimin ve tam güvenliğin tesis edildiği bir uyanışın adı olsun.