09 Haziran 2026 - Salı

ADALETİN TERAZİSİ VE TOZLU RAFLAR: KİM AK, KİM KARA ORTAYA ÇIKMALI

​Bir toplumun ruhunu ayakta tutan yegâne direk adalettir. Adalet mülkün, yani devletin temelidir. Eğer o temel sarsılırsa, üzerine inşa edilen ne varsa liyakat de, huzur da, kardeşlik de yerle yeksan olur.

Yazar - Ali Kılıç
Okuma Süresi: 6 dk.
Ali Kılıç

Ali Kılıç

-
Google News

ADALETİN TERAZİSİ VE TOZLU RAFLAR: KİM AK, KİM KARA ORTAYA ÇIKMALI

​Bir toplumun ruhunu ayakta tutan yegâne direk adalettir. Adalet mülkün, yani devletin temelidir. Eğer o temel sarsılırsa, üzerine inşa edilen ne varsa liyakat de, huzur da, kardeşlik de yerle yeksan olur. Bugün toplumsal hafızamızda kanayan öyle yaralar var ki, zaman geçse de kabuk bağlamıyor, adaletin tecelli edeceği o ak günü bekliyor.
​Yakın tarihimizin en karanlık noktalarından biri olan Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması hadisesi de bu yaralardan biridir. Bu hain saldırının ardından koca bir şehri, Trabzon’u ve Trabzonluları zan altında bırakmak, bu çamuru bir halkın üzerine sıçratmak en büyük haksızlıklardan biridir. Unutulmamalıdır ki Trabzon; Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethettiği, Yavuz Sultan Selim Han’ın yönettiği ve Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han’ın doğduğu şehirdir. Tarih boyunca vatanına, milletine, dinine, örf ve adetlerine sarsılmaz bir bağla bağlı olan bu köklü toplumun adını böyle hain bir saldırıyla lekelemeye çalışmak beyhudedir.
​Aslında bu karanlık tezgahın, bu hain provokasyonun arkasındakilerin ortaya çıkarılmasını, dosyanın yeniden açılmasını en çok Trabzonlular ister. Kimin eli kimin cebinde, bu kirli oyunu kim tezgahladıysa gün yüzüne çıkmalıdır. Sadece bu da değil; sporun ve toplumsal huzurun üzerine gölge düşüren şike dosyaları da dahil olmak üzere, şüphe barındıran ne varsa yeniden masaya yatırılmalıdır.
​Tozlu Raflardan İnmesi Gereken Memleket Yaraları
​Adalet sadece bugünün değil, geçmişin de borcudur. Bu ülkenin yetiştirdiği, milletin kalbinde taht kurmuş nice vatan evladının dosyaları bugün adliye saraylarının tozlu raflarında "faili meçhul" ya da "şüpheli" etiketleriyle beklemektedir.
​Muhsin Yazıcıoğlu: Dağların ardında üşüyen bir liderin, o karlı dağda feda edilen canının arkasındaki sis perdesi hala aralanmadı.
​Adnan Kahveci ve Eşref Bitlis Paşa: Memleket sevdalısı bu isimlerin şüpheli kazaları, milletin vicdanında hala birer suikast olarak tazeliğini koruyor.
​Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan: Kalemiyle, duruşuyla karanlığa ışık tutanların, hain pusularda susturulanların hesabı tam manasıyla sorulmadı.
​Isparta’da Düşen Uçak: Türkiye’nin toryum ve nükleer teknoloji hamlesini sırtlayan değerli bilim insanlarımızın can verdiği o şüpheli kaza, arkasındaki sabotaj iddialarıyla hala aydınlatılmayı bekliyor.
​Adalet sistemi; arkası sağlam olanların, zenginlerin ya da nüfuz sahiplerinin korunduğu bir kalkan olamaz. Gerçek adalet, kimsesizlerin ve mağdurların da haklarını arayabildiği, "Benim arkamda devlet var, hukuk var" diyebildiği adalet sistemidir. Zamanı geçmeden, daha fazla gecikmeden kim ak, kim kara ortaya çıkmalıdır. Çünkü geciken adalet, adalet değildir.
​Tarihin Aynasından Adalet Nasihatleri
​Biz, adaleti dünyaya öğretmiş bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bugünün hukuk sistemine yön vermesi gereken ilim adamları, İslam halifeleri ve Osmanlı’nın adalet timsali kadıları, tarihin sayfalarından bizlere şöyle sesleniyor:
​Hz. Ömer (r.a.):
"Dicle kenarında bir kurt bir koyunu kapsa, adl-i İlahi benden onun hesabını sorar diye korkarım."
İşte devlet yönetenlerin ve adalet dağıtanların sırtındaki küfe bu denli ağırdır. Adalet, zayıfı güçlüye ezdirmemektir.
​Hz. Ali (r.a.):
"Devletin dini adalettir." ve "Devletler küfür ile yıkılmaz ama zulüm ile yıkılır." sözleriyle, hukukun bir toplumun nefes borusu olduğunu en net şekilde ortaya koymuştur.
​Osmanlı tarihinin ilk Şeyhülislamı sayılan Molla Fenari ve hukukun zirve isimlerinden Ebussuud Efendi’nin adalet anlayışı, padişahın iradesinin bile hukukun altında olduğunu kanıtlayan ibretlik olaylarla doludur. Fatih Sultan Mehmet’in, bir Hristiyan mimarla olan davasında Kadı Hızır Bey’in karşısına çıktığında, mahkemede ayakta beklemesi ve Kadı’nın padişaha ayrıcalık tanımaması dünyaya verilmiş en büyük hukuk dersidir. O mahkemenin sonunda Fatih şöyle demiştir: "Eğer Kadı benden korkup lehime karar verseydi bu kılıçla onun başını uçururdum." Kadı Hızır Bey ise "Eğer padişahlığına güvenip hukuka karşı gelseydin, bu ejderha seni yutardı" diyerek oturduğu adalet kürsüsünün gücünü hatırlatmıştır.
​Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk, ünlü eseri Siyasetname’de yöneticilere şöyle öğüt verir:
​"Yönetici, mazlumların feryadını bizzat işitmeli, zengin ile fakiri, güçlü ile zayıfı mahkeme kapısında eşit tutmalıdır. Adaletin geciktiği yerde zulüm başlar."
​Son Söz: Adalet Herkese Lazım Olacak
​Bugün güçlerine güvenip hukuku arkadan dolananlar, dosyaları hasıraltı edenler unutmamalıdır ki; adalet bir gün herkese lazım olacak. Teraziyi bozanlar, gün gelecek o terazide tartılacaklar.
​Milletin vicdanını rahatlatmak, toplumsal barışı yeniden tesis etmek için yargı sistemi üzerindeki tüm gölgeleri atmalı; ilim, bilim ve tarihin ibretlik nasihatleri ışığında harekete geçmelidir. Faili meçhullerin, karanlık suikastların ve spor camiasını kirleten provokasyonların dosyaları raflardan inmeli, hak yerini bulmalıdır.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.