AKADEMİNİN SESSİZLİĞİ VE TRABZON’UN Sahipsizliği
Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı, fethettiği topraklara önce kılıçla değil, "akılla" girerdi. Nizamiye Medreseleri sadece fıkıh konuşmaz; tarımdan astronomiye

Ali Kılıç
-AKADEMİNİN SESSİZLİĞİ VE TRABZON’UN Sahipsizliği
Ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı, fethettiği topraklara önce kılıçla değil, "akılla" girerdi. Nizamiye Medreseleri sadece fıkıh konuşmaz; tarımdan astronomiye, halkın derdinden devletin bekasına kadar her alanda çözüm üretirdi. Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethederken mühendisliği ve ilmi en ön safta tutmuş, "Hüner bir şehir bünyad etmektir; reaya kalbin abad etmektir" demiştir. Yani asıl marifet, şehri inşa etmek değil, o şehirde yaşayan insanların gönlünü ve refahını ihya etmektir.
Peki, bugün Karadeniz’in incisi Trabzon’da durum ne?
Tebrik Kuyruğu mu, Çözüm Merkezi mi?
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), bu bölgenin hafızasıdır. Ancak son yıllarda görüyoruz ki; üniversite yönetimi şehrin gerçek gündeminden ziyade, protokol ziyaretleri ve şampiyonluk tebrikleriyle meşgul.
Kokarca Böceği istilası fındık üreticisinin uykusunu kaçırıyor, bahçeler elden gidiyor. Nerede bu işin laboratuvar çalışması? Nerede çiftçiye rehberlik edecek o devasa akademik kadro?
Yaban Hayatı ve Ayılar köylünün canına ve malına kastederken, yaşam alanları daralan hayvanlarla insan çatışmasına bilimsel bir reçete sunulduğunu duyan var mı?
Akademi, sadece fildişi kulelerinde makale yazmak için değil, sokağın derdine derman olmak için vardır. İmam Gazali’nin dediği gibi: "Amelsiz ilim deliliktir, ilimsiz amel ise olmaz." Eğer o ilim, kokarca böceğinin önünde duramıyorsa, o ilmin toplumsal karşılığı bitmiş demektir.
Gençlik Göçüyor, Şehir Yaşlanıyor
Trabzon, bugün Türkiye’nin en çok genç işsizliği yaşayan illerinden biri haline gelmişse, bu sadece ekonomik bir kriz değil, bir vizyon krizidir.
Gençler umutsuz.
Evlilik oranları düşmüş.
Şehir, bir emekli dinlenme tesisine dönüşüyor.
Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu bu topraklar, "Cihan Devleti"ne lider yetiştirirken bugün kendi evlatlarını gurbete kurban veriyor. Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk, Siyasetname’sinde şöyle der: "Hükümdar ve yöneticiler, memleketi imar etmek, halkı zenginleştirmekle yükümlüdür." Bugünün "alimleri" ve "yöneticileri" ise şehri imar etmek yerine, gündemi boş polemiklerle ve spor tebrikleriyle işgal ediyorlar.
Ne Yapmalı?
Üniversite, Trabzon’un sadece ismi değil, motor gücü olmalıdır.
Tarım ve Doğa Masası Kurulmalı: Acilen kokarca böceği ve yaban hayatı için sahadan veri toplayan, köylüyle el ele veren bir birim aktif hale gelmelidir.
İstihdam Odaklı Teknoparklar: Sadece inşaatla değil, teknoloji ve yerel üretimle gençlerin Trabzon’da kalması sağlanmalıdır.
Akademik Hesap Verilebilirlik: Şehir, üniversitesine sormalıdır: "Bu yıl Trabzon’un hangi derdine derman oldunuz?"
Sözün özü; şampiyonları tebrik etmek güzeldir ancak asıl şampiyonluk, halkın sofrasındaki rızkı korumak ve gencine bu topraklarda gelecek sunabilmektir. Unutulmamalıdır ki; "Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir" derler. Eğer bir üniversite şehrin sorunlarına karşı "ölü taklidi" yapıyorsa, o şehir de yavaş yavaş ölüyor demektir.
Vakit, tebrik kuyruğundan çıkıp, çözüm masasına oturma vaktidir.